Saat gecenin üçü. Köydeki evde olduğumuzdan sokak ışıkları uzakta, odayı aydınlatmıyor. Ben de karanlığın sessizliğine eşlik ederek ağlıyorum.
Biraz da utanıyorum. Ağlamaktan değil. Gece ve sessizce yapılan her şey gizlidir; kimsenin görmesi, duyması istenilmez. Sanki ayıp gibi. Ben de ayıp bir şey yapıyormuşçasına utanç içinde kıvranarak ağlıyorum. Tüm köy ne yaptığımdan haberdar da beni utandırmak istemediklerinden yataklarında sırtları dönük uyuyorlar. Köpekler olası hıçkırıklarım için havlıyor, biliyorum.
Rüzgar pek oralı değil. Kırgın olduğundan esmiş olmak için ceviz ağacımızın yaprakları arasında günlük yürüyüşünü yapıyor, beni umursadığı yok. Dün üşüyüp içeri girmemden kırılmış olacak ki sesini pek duymuyorum.
"Hadi, gel! Bu sefer üşütmem söz" der gibi fısıldıyor etrafta.
Ama hayır, bu gözlerle çıkamam ki! Söz, yarın olur. Ceketimle gelirim hem. Bak o zaman istediğin kadar esersin yine de içeri girmem.
Ama bu gece olmaz.
Çünkü saat üç. Ben utanıyorum.
Ya gizlice dışarı çıkarsam?
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Tanjant
O zamanlar sevda denen illet yoktu sokaklarımızda Ve hüzün eşlik etmezdi oyunlarımıza. Güneş bize doğardı Ve karşı mahallenin çocukları onu ...
-
Ne gün gördüm ne ötesini Şafak söker, söktükçe çözülür tüm gece Melekler serer kanadını, işler geceyi ilmek ilmek Güneş sahi şafak mı demek?...
-
Saat gecenin üçü. Köydeki evde olduğumuzdan sokak ışıkları uzakta, odayı aydınlatmıyor. Ben de karanlığın sessizliğine eşlik ederek ağlıyoru...
-
Gecenin hüznü sokaklarına düşüyor, yıllanmış yanaklarına sarkıyor sonra. Her zamanki gökyüzü şimdi çok farklı görünüyor. Sonra sanıyor ki, ...
Çok başarılı gerçekten. Tebrikler 👏👏👏
YanıtlaSil