1 Ekim 2017 Pazar

Titrek Sokak Lambaları.

Saat gecenin üçü. Köydeki evde olduğumuzdan sokak ışıkları uzakta, odayı aydınlatmıyor. Ben de karanlığın sessizliğine eşlik ederek ağlıyorum.
Biraz da utanıyorum. Ağlamaktan değil. Gece ve sessizce yapılan her şey gizlidir; kimsenin görmesi, duyması istenilmez. Sanki ayıp gibi. Ben de ayıp bir şey yapıyormuşçasına utanç içinde kıvranarak ağlıyorum. Tüm köy ne yaptığımdan haberdar da beni utandırmak istemediklerinden yataklarında sırtları dönük uyuyorlar. Köpekler olası hıçkırıklarım için havlıyor, biliyorum.
Rüzgar pek oralı değil. Kırgın olduğundan esmiş olmak için ceviz ağacımızın yaprakları arasında günlük yürüyüşünü yapıyor, beni umursadığı yok. Dün üşüyüp içeri girmemden kırılmış olacak ki sesini pek duymuyorum.
"Hadi, gel! Bu sefer üşütmem söz" der gibi fısıldıyor etrafta.
Ama hayır, bu gözlerle çıkamam ki! Söz, yarın olur. Ceketimle gelirim hem. Bak o zaman istediğin kadar esersin yine de içeri girmem.
Ama bu gece olmaz.
Çünkü saat üç. Ben utanıyorum.
Ya gizlice dışarı çıkarsam?

1 yorum:

Tanjant

O zamanlar sevda denen illet yoktu sokaklarımızda Ve hüzün eşlik etmezdi oyunlarımıza. Güneş bize doğardı Ve karşı mahallenin çocukları onu ...