7 Kasım 2017 Salı

Altmış Altı

Altından sütunlar
Ağlar zaman zaman.

Sütunlar altında,
Altın saçlı kızın

Altı sütun
Zamanında ağlardı
Altında kaldıklarının

Yaşlar akar altından
Kaşlarının

Yaşlar yaşlanır
Zamanın akışında

Yaşlanır sarı saçlı
Altın kız.

17:14
4 Eylül 2017

31 Ekim 2017 Salı

Karadelik

"Bir çay mı koysam acaba? Evet evet, en iyisi çay içmek. Ya hangi bardak? İnce belli mi olsa kupa mı? Ama kupa dudağımı yakıyor, en iyisi ince belli bardakta içmek.
İçmesem mi ki? Kahve nasıl olur? Türk kahvesi daha mı iyi? Ama uyuyamam, geceye başlayalı çok oluyor. Hayır, olmaz. En iyisi ıhlamur içmek."
Terliklerine baktı. Çok uzaktalar. Parke zeminde burunları birbirine yapışmış, mahcup bir köle gibi giyilmeyi bekliyorlar. Ama uzak, çok uzak. Keşke çıkarmasaydı. Terlikleri giyse, hantal vücudunun üstünden battaniyeyi kaldırmak var, sonrasında ise mutfağa sürünmek, sonra su kaynatmak derken böyle uzayıp gidiyor. İçeceği bir ıhlamur sadece.
İçmese mi? 
Evet evet, en iyisi içmesin. En iyisi ağlamaya oturduğu yerden devam etsin.
Aslında en iyisi, ses olsun diye açtığı -hayır, korktuğu için değil- televizyonu terliğini giymeden kapatmak, sürünerek odaya gidip yorgan altında alabildiğine ağlamak.
Ama ayağı dışarıda kalmayacak, kalırsa bazı davetsiz misafirler yatağın altından çıkabilir.
Evet, çıkabilir. Hem artık onu koruyacak kimse de kalmadı. Yalnız, tamamen yalnız. Koskoca evrende yıldızlar birbirini bulup çarpışabiliyorken o yarım, tek başına.
Ağlamaktan başka çare yok. Ama gece başlayalı çok oldu. Ağlarsa uyuyamaz ki.
En iyisi ne biliyor musunuz? Sabaha kadar Türk kahvesi içip ağlamak.
Haydi, giy terliklerini.
Yüzünü yıka, canavarları kov yatağından.

1 Ekim 2017 Pazar

Titrek Sokak Lambaları.

Saat gecenin üçü. Köydeki evde olduğumuzdan sokak ışıkları uzakta, odayı aydınlatmıyor. Ben de karanlığın sessizliğine eşlik ederek ağlıyorum.
Biraz da utanıyorum. Ağlamaktan değil. Gece ve sessizce yapılan her şey gizlidir; kimsenin görmesi, duyması istenilmez. Sanki ayıp gibi. Ben de ayıp bir şey yapıyormuşçasına utanç içinde kıvranarak ağlıyorum. Tüm köy ne yaptığımdan haberdar da beni utandırmak istemediklerinden yataklarında sırtları dönük uyuyorlar. Köpekler olası hıçkırıklarım için havlıyor, biliyorum.
Rüzgar pek oralı değil. Kırgın olduğundan esmiş olmak için ceviz ağacımızın yaprakları arasında günlük yürüyüşünü yapıyor, beni umursadığı yok. Dün üşüyüp içeri girmemden kırılmış olacak ki sesini pek duymuyorum.
"Hadi, gel! Bu sefer üşütmem söz" der gibi fısıldıyor etrafta.
Ama hayır, bu gözlerle çıkamam ki! Söz, yarın olur. Ceketimle gelirim hem. Bak o zaman istediğin kadar esersin yine de içeri girmem.
Ama bu gece olmaz.
Çünkü saat üç. Ben utanıyorum.
Ya gizlice dışarı çıkarsam?

30 Eylül 2017 Cumartesi

Diğer Yarısı.

"Çok boş" dedi
Dolu mu sanıyorsun?

"Çok hoş" dedi
Dolu mu sanıyorsun?

"Çok dolu" dedi
Oturup ağlaştılar.

21 Eylül 2017 Perşembe

İnceldiği Yer.

Hayatın ince çizgisinde cambaz misali attığım pamuk dokulu adımlar,
Altı uçurum.
Sekiz köpek balığına yem olmamak için çırpınışlarım.
Kırık kanatlarım.
Aklımda sen
Ve, dans edişimiz.
Ah sevgilim! 
"Yaşamak denen şey senmişsin meğer"

13 Eylül 2017 Çarşamba

Kilit.

Öyle hızlı koştun ki benden,
Kaçtığın yere uzak dahi
Denemiyor.

Öyle hızlı kaçtın ki benden,
Bunu kim söylüyor?

Öyle koştun ki uzakların uzaklarına.
Bunu söyleyen kim
Bilinmiyor

Öyleymiş.
Mırıldanıyor,
Birileri.

11 Eylül 2017 Pazartesi

Franz Kafka

Beni tuhaf bulabilirsiniz.
Ya da bulmayabilirsiniz, beni.
Kaybedebilirsiniz de.
Bulmadığınız şeyi nasıl kaybedeceksiniz?
Onu da siz bulun.

10 Ekim
İkibinonbeş

5 Eylül 2017 Salı

Ağlamak İyi Gelir

Dinlediğim her müzikte duymaktı acı, üstelik hiç bilmeden.
Baktığım her yüzde, her gözde görmekti onu
Bana acı veren, hiç görmemiş olmaktı.
Saydığım yollar yaklaşırken
Geleceğe.
Attığım adımlar geçmişeydi benim.

Hissettiğim her duyguda bilmekti o olduğunu
Kim olduğunu bilmeden.
Gülümsemek, herkese
Ya oysa diye.


--Dip Not--
Anlamak ister-sen...

4 Eylül 2017 Pazartesi

Değişen Değişim.

Her şeyiyle basit biriydim ben.
İmzam ismimdi.
En sevdiğim içecek su, en sevdiğim aktivite uykuydu.
Savsaklamakla geçen günlerim kovalarken birbirini
Her akşam eve dönerken aldığım sütü içip çikolatamı yerdim.
Her zamanki yerimde
Her zamanki ben.

Kasım 2015

3 Eylül 2017 Pazar

NEFES.

Piyanoda dans eden parmaklar,
Onu aşkla izleyen bakışlar.
Gözler kaçamak, bir tutam saçla
Tutturulmuş tokalar.
Kediler miyavlar
İnsanlar ağlar.
Kimi doğar, kimi ölür
Kimisi öldürür
Bazılarıysa,
Zaten ölüdür.

Var olmak telaşesiyle
Tabanı döven ayakkabılar.
Fırlatılan terlikle "anne" diyen
Çocuklar.
Demlenen çaylar
Tabuta atılan topraklar
Ah, bir de
Unutulan insanlar.

12 Ağustos 2017 Cumartesi

Sokak Lambaları

Titreyen kirpiklerin
Işıklar altında
Birer birer dökülen
Saçlar.
Yalvarır dudakların susmak için
Bense senin için
Tutturmuşum bir sevda
Bir türkü
Ve bir mana.

Nesin sen,
Yoktan var edilen?

7 Ağustos 2017 Pazartesi

YAYMAYIN

Bir kızın çığlığıydı
Kulaklarda çınlayan.
Düşen bisiklet, kızla
Hızla giden zaman.
Gelenler yavaşça...

Meraklı eller
Ağlayan gözlerle buluşur.
Yeri öper sarı saçları
Kızın.
Yukarılaşan kaşlar
Uzaklaşan bakışlar

Bir siren sesi kadar yakın ölüme
Saçları sarı, çığlıklı kız.

Tanjant

O zamanlar sevda denen illet yoktu sokaklarımızda Ve hüzün eşlik etmezdi oyunlarımıza. Güneş bize doğardı Ve karşı mahallenin çocukları onu ...