İçmesem mi ki? Kahve nasıl olur? Türk kahvesi daha mı iyi? Ama uyuyamam, geceye başlayalı çok oluyor. Hayır, olmaz. En iyisi ıhlamur içmek."
Terliklerine baktı. Çok uzaktalar. Parke zeminde burunları birbirine yapışmış, mahcup bir köle gibi giyilmeyi bekliyorlar. Ama uzak, çok uzak. Keşke çıkarmasaydı. Terlikleri giyse, hantal vücudunun üstünden battaniyeyi kaldırmak var, sonrasında ise mutfağa sürünmek, sonra su kaynatmak derken böyle uzayıp gidiyor. İçeceği bir ıhlamur sadece.
İçmese mi?
Evet evet, en iyisi içmesin. En iyisi ağlamaya oturduğu yerden devam etsin.
Aslında en iyisi, ses olsun diye açtığı -hayır, korktuğu için değil- televizyonu terliğini giymeden kapatmak, sürünerek odaya gidip yorgan altında alabildiğine ağlamak.
Ama ayağı dışarıda kalmayacak, kalırsa bazı davetsiz misafirler yatağın altından çıkabilir.
Evet, çıkabilir. Hem artık onu koruyacak kimse de kalmadı. Yalnız, tamamen yalnız. Koskoca evrende yıldızlar birbirini bulup çarpışabiliyorken o yarım, tek başına.
Ağlamaktan başka çare yok. Ama gece başlayalı çok oldu. Ağlarsa uyuyamaz ki.
En iyisi ne biliyor musunuz? Sabaha kadar Türk kahvesi içip ağlamak.
Haydi, giy terliklerini.
Yüzünü yıka, canavarları kov yatağından.