Yapış yapış sıcakta etkinlik olsun diye sahil kenarındaki kafeye gitmeye karar verdi bizimkiler.
bir genç kızla genç oğlan.
binbir şikayetle bindiler otobüse.
ikisinin de içini otobüsün fakir kokusu doldurdu.
kimse duş almıyordu.
otobüs bu ya,
kötü mahalleleri dolaşmaya başladı.
oğlan her binene şöyle bir bakıyor,
yamuk tipler bindiyse kıza daha sıkı sarılıyor
kızda da bir gurur, erkeği onu koruyor.
sonra lüks bir araba gördüler;
içinde bir hanzo
çıtır, en fazla 20'sinde bakımlı bir de kadını
polis çevirmiş, araba aranıyor.
burun büktü bizimkiler
ne olacakmış sanki, arabası varsa
hiç, park etme derdinin yanında bir de polis çevirir.
şimdi ne güzel sohbet edebiliyorlarmış, arabada olur muymuş hiç öyle şey?
yanına da almış çıtır
çok mu çıtır! oyar valla gözlerini!
yok be, lafın gelişiymiş.
heh şöyle. vakti olsa o da bakarmış kendine.
her halükarda en güzeliymiş, badanaya ihtiyacı yokmuş.
bizimkilerin keyfi yerine gelmiş.
inmişler sahilde.
oh en güzeli, kafadan laf atabilecekleri 50 tane tekne.
her birine bulsalar bir kusur, bitmeyecek gün.
ne bereketli gün Allah'ım
gökten mutluluk yağıyor!